Küresel güç mücadelesi artık yalnızca savunma ve ticaret başlıklarında değil, finansal altyapılarda da yaşanıyor. ABD merkezli Visa ve Mastercard’ın Avrupa’daki kartlı ödemelerde yaklaşık yüzde 95’lik paya sahip olması, Brüksel ve Londra’da “stratejik kırılganlık” olarak değerlendirilmeye başlandı.
Özellikle Donald Trump döneminde ABD ile Avrupa arasında tırmanan siyasi gerilimler, kıtada finansal egemenlik tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde’ın “Kendi ödeme sistemimizi güçlendirmeliyiz” mesajı, teknik bir uyarıdan öte siyasi bir irade beyanı olarak yorumlandı.
JEOPOLİTİK RİSK ENDİŞESİ
Avrupa cephesinde asıl kaygı ekonomik değil, jeopolitik. Olası bir kriz anında ödeme sistemlerinin bir baskı aracına dönüşebileceği senaryosu, karar vericileri harekete geçirdi. Bu kapsamda Avrupa Ödemeler Girişimi (EPI) yeniden hız kazanırken, İngiltere’de büyük bankaların yöneticileri de “ulusal kart sistemi” fikrini masaya yatırdı.
Kartlı ödemelerin neredeyse tamamının ABD merkezli iki dev şirket üzerinden geçmesi, Avrupa’da “finansal güvenlik açığı” olarak değerlendiriliyor.
DİJİTAL EURO İÇİN 2029 TAKVİMİ
Avrupa’nın en güçlü hamlesi ise Dijital Euro projesi. Merkez bankası destekli dijital para birimi ile aracı kurumların etkisinin azaltılması ve ödeme zincirinde daha fazla kontrol sağlanması hedefleniyor.
Bu yıl yasal altyapısının tamamlanması planlanan Dijital Euro’nun tam anlamıyla devreye girmesinin 2029’u bulabileceği belirtiliyor. Ancak süreç boyunca Avrupa, kendi ödeme altyapısını güçlendirmek için hem teknik hem siyasi hazırlıklarını sürdürüyor.
Visa’nın yıllık 14 trilyon doların, Mastercard’ın ise yaklaşık 10 trilyon doların üzerinde işlem hacmine ulaştığı düşünüldüğünde, Avrupa’nın önündeki yolun kolay olmadığı görülüyor.
TÜRKİYE’NİN TROY MODELİ DİKKAT ÇEKİYOR
Finansal bağımsızlık tartışmaları sürerken Türkiye’nin yerli ödeme sistemi TROY’un performansı da dikkat çekiyor. 2025 verilerine göre TROY kartlarla yapılan işlemlerin tutarı yüzde 125 artarak 4,8 trilyon liraya ulaştı. Pazar payı ise yüzde 25’in üzerine çıktı.
Avrupa’nın bugün tartıştığı finansal egemenlik modeli, Türkiye’de sahada uygulanmaya başlanmış durumda. Bu tablo, küresel finans sisteminde yeni bir dönemin kapısının aralandığını gösteriyor.
Ödeme sistemlerinde yaşanan bu dönüşüm, önümüzdeki yıllarda yalnızca finans sektörünü değil, küresel güç dengelerini de doğrudan etkileyecek gibi görünüyor.
Yorumlar (0)
Yorum Yap
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!