Samsun’un Atakum ilçesine bağlı Kocadağ bölgesinde yaşanan tartışma, aslında Türkiye’nin birçok yerinde tekrar eden bir hikâyenin yeni bir perdesi. Bir tarafta doğasıyla yaşayan köy halkı… Diğer tarafta kapasitesi büyütülmek istenen bir taş ocağı.
Sorunun merkezinde ise çok ağır bir iddia var.
Yaklaşık 100 bin ağacın kesileceği konuşuluyor.
Bu rakam doğruysa mesele artık sadece bir yatırım tartışması değildir. Bu, doğrudan doğruya bir doğa meselesidir. Çünkü yüz bin ağaç demek; bir ormanın hafızası demektir. Yüz bin ağaç demek; kuşların yuvası, toprağın nefesi, suyun dengesi demektir.
Bir ağacı kesmek kolaydır.
Ama bir ormanı geri getirmek bazen bir asır sürer.
ÇED Toplantısı mı, Vicdan Testi mi?
Her büyük proje gibi bu taş ocağı için de ÇED süreci başlatıldı. Kâğıt üzerinde her şey usulüne uygun görünüyor. Dosyalar hazırlanıyor, toplantılar yapılıyor, prosedürler işletiliyor.
Ama iş sadece kâğıt üzerinde yürüyen bir süreç değildir.
Eğer köy halkı “toplantı uzak bir yerde yapıldı”,
“bize yeterince duyuru yapılmadı” diyorsa,
orada durup düşünmek gerekir.
ÇED sürecinin en önemli ayağı halkın katılımıdır.
Halkın katılımı olmadan yapılan toplantı ise sadece formalitedir.
Bir toplantı köylünün ulaşamayacağı bir yerde yapılıyorsa, köy halkı toplantıdan haberdar edilmiyorsa, insanlar konuşacak fırsat bulamıyorsa; o süreç hukuken yapılmış olsa bile vicdanen eksik kalır.
Ormanlar Sadece Kağıt Üzerindeki Alanlar Değildir
Bugün masa başında çizilen bir harita, sahadaki bir köyün hayatını tamamen değiştirebilir.
Toz, gürültü, ağır araç trafiği, patlatmalar…
Bir taş ocağı sadece taş çıkarmak değildir. Aynı zamanda çevresindeki yaşamı kökten değiştiren bir faaliyet alanıdır.
Bugün Kocadağ’daki köylülerin sorduğu soru çok basit:
“Bu proje yapılacaksa bizim fikrimiz neden sorulmuyor?”
Aslında bu soru sadece Kocadağ’ın değil, Türkiye’deki birçok kırsal bölgenin ortak sorusu.
Kalkınma mı, Tahribat mı?
Kimse yatırım yapılmasın demiyor.
Kimse üretime karşı değil.
Ama kalkınma ile tahribat arasındaki çizgi çok ince bir çizgidir. Eğer bir proje yüz binlerce ağacı yok edecek, köyün yaşamını değiştirecek ve insanların geleceğini belirsiz hale getirecekse; o zaman bu projeyi yeniden düşünmek gerekir.
Çünkü doğa bir kere kaybedildi mi geri dönüşü çok zor olur.
Yetkililere Açık Çağrı
Kocadağ’da yaşayan insanlar bir şey istiyor:
Duyulmak.
Köy halkının endişeleri ciddiye alınmalı. ÇED süreci gerçekten şeffaf yürütülmeli. Projenin çevresel etkileri tüm yönleriyle yeniden değerlendirilmelidir.
Bir yatırım yapılırken sadece ekonomik getirisi değil, doğaya ve topluma maliyeti de hesaplanmalıdır.
Çünkü unutulmaması gereken bir gerçek var:
Taş ocağı kapanabilir.
Ama kesilen bir orman geri gelmez.
Kocadağ’daki mesele sadece bir köy meselesi değildir.
Bu, Samsun’un doğasının nasıl korunacağına dair bir sınavdır.
Yorumlar (0)
Yorum Yap
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!